Marmara Medya Merkezinde “Engelsiz Medya Buluşması” Reviewed by Momizat on . Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Marmara Medya Merkezi Stüdyosu, Engelsiz Hayat Dayanışma Derneği Başkanı ve Engelsiz Hayat Aktivisti Adem Kuyumcu’yu ağı Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Marmara Medya Merkezi Stüdyosu, Engelsiz Hayat Dayanışma Derneği Başkanı ve Engelsiz Hayat Aktivisti Adem Kuyumcu’yu ağı Rating: 0
You Are Here: Home » Genel » Marmara Medya Merkezinde “Engelsiz Medya Buluşması”

Marmara Medya Merkezinde “Engelsiz Medya Buluşması”

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Marmara Medya Merkezi Stüdyosu, Engelsiz Hayat Dayanışma Derneği Başkanı ve Engelsiz Hayat Aktivisti Adem Kuyumcu’yu ağırladı.
Marmara Üniversitesi’nde araştırma ve uygulama birimi olarak çalışmalarını sürdüren Marmara Medya Merkezi Stüdyosu’na Engelsiz Hayat Dayanışma Derneği Başkanı ve Engelsiz Hayat Aktivisti Adem Kuyumcu konuk oldu. Marmara Medya Merkezi Haber Ajansı Birimi öğrencisi Seral Karagel’in sunumuyla gerçekleşen söyleşi, ayrıca işaret dili tercümanı Ece Aysal tarafından, işitme engelliler için tercüme edildi. Soru cevap şeklinde ilerleyen söyleşide Adem Kuyumcu, engellilerin sorunlarına yöneliş sebebinden, engellilerin karşılaştıkları sorunlara kadar, geniş bir yelpazede “engelli olmak ve engel yaratmak” kavramlarını değerlendirdi. Adem Kuyumcu, 1994 yılından beri mücadelesini verdiği engellilere bu yönelişinin sebebinin kendisinin bir gözündeki görme engeli ve ailesinde, çevresinde engelli bireylerin yaşaması nedeniyle olduğunu belirtti.Engellilerin bir sınıflandırmaya tabi tutulmadığı eğitim sistemi, engelsiz mimari ve engelsiz turizm gibi bir çok sorunun olduğu ülkemizde yapılması gereken çok sey olduğuna değinen Kuyumcu, aktivistler olarak toplumu oluşturan bütün bireylerle karşı karşıya geldiklerini söyledi.
Dünya genelinin yüzde 10’unun çeşitli sınıflarda engelli olduğunu belirten Kuyumcu, Türkiye’de ise bu oranın yüzde 12.29 olduğunu dile getirdi. Bu oranın sadece engelli birey sayısı olduğunu ama engelli bireylerin, annesi, babası, kardeşi, evliyse; eşi ve çocuklarının da dahil olmak üzere yaklaşık 40 milyon kişinin bu konuyla direkt ilgili olduğunu ifade etti. 130 bin çocuğun doğuştan engelli olduğundan yola çıkarak, 500 bin kişinin her yıl bu konuya dahil olduğuna değinen Kuyumcu, bu gruba 75 yaş üzeri olan yaşlı kesimin de eklenmesiyle oldukça geniş bir kısmın sorunlarının çözülmesi adına faaliyet gösterdiklerini belirtti.
   
Engellilerin engel düzeylerine göre sınıflandırılmasının ve bu sınıflandırılmanın verilerinin doğru tespitlerinin yapılmamasının, ülkemizin engellilere yönelik yaptığı ve yapacağı çalışmaların doğruluğunun önünde büyük bir engel oluşturduğunun altını çizen Kuyumcu, en önemli engellerden birinin aileye ve topluma yapılan geleneksel ve tıbbı tanımdan kaynaklandığını ifade etti. Kuyumcu, bu tanım ile ailede ve toplumda “acıma” ve “engelli bir şey yapamaz.”zihniyetini oluşturduğunu ifade ederek, olması gereken tanımı şöyle ifade etti:
“Engellilik, bireyin bedensel ya da zihinsel farklılık nedeniyle toplumun dışında kalması değil, toplumun bozuk olması nedeniyle toplumun dışında kalmasıdır. Yani ortopedik engelli biri tekerlekli sandalye ile dışarıya çıkamıyorsa sorun ayakları değildir, sorun mimari engellerdir. Eğer mimari engelleri kaldırırsak, evinden çıkacak, okuluna gidecek, iş yerine gidecek ve sosyal hayata katılacak. Yani aramızda hiçbir fark yok.”
40 yıllık bir mücadele sonucunda elde edilen kanunların hayata geçirilmesi için uğraştıklarını ifade eden Kuyumcu, yürürlüğe giren kanunun Avrupa ülkelerindeki kanunlarla eş değer olduğunu, ülkemizde çoğunlukla uygulama aşamasında yaşanılan sorunlarla mücadele ettiklerini belirtti. Kuyumcu, özellikle engelli raporunun verilme aşamasında büyük sorunlarla karşılaşıldığını ve bu sorunların engelliler ve aileleri açısından hayati değere sahip olduğuna da değindi.
“Kabüllenme süreci yönetilemiyor.”
Ülkemizde kabullenme sürecinin yönetilemediğini ifade eden Kuyumcu, yurtdışında engeli tespit edilen bireyin ve ailenin rehabilite edildiğini ama ülkemizde, daha engelin aileye söylenmesinde bile problemler olduğunu söyledi. Aileye, bireyin engelinden bahsederken olumlama yapılarak söylemenin en doğru tutum olduğunu dile getiren Kuyumcu, ailenin ve engelli bireyin mucize beklemek yerine, aksine bu şekilde hayata dahil olarak farkındalığının kazandırılması gerektiğinin de altını çizdi. Kuyumcu, bu kabullenme sürecinin yönetilememesinden dolayı ailenin isyan etmesinde toplumunda büyük etkisinin olduğuna değinirken, toplumsal çevredeki “ nasıl bir günah işledin de Allah sana böyle bir ceza verdi.” şeklindeki bakış açısının kırılması gerektiğini belirtti.
Yükün tamamını anne taşıyor
Kuyumcu, engelli çocuğun aile tarafından kabullenmesi ve sorumlulukların farkındalığı sürecinde ise, annenin genellikle yalnız bırakılma durumunun sadece Türkiye’de rastlandığına değinirken, terk edilen kadın ve çocukların oranının yüzde 50’nin üzerinde olduğuna da dikkat çekti. Bunlara ek olarak, yalnız kalan annenin üzerine toplumsal baskılarında yüklenmesiyle, hata yaparak çocuğuna “melek çocuk, cennetin çocuğu, özel çocuk” gibi sıfatlar yükleyerek en başta annenin çocuğunu ötekileştirme sürecine girdiğini ifade etti.
Medya toplumun aynasıdır
Medya organlarının en başta engellilerin sayısını yanlış ifade ettiğini belirten Kuyumcu, medyanın engelli bireylerin ve ailelerinin toplumdaki algısı üzerinde çok büyük etkisi olduğunu dile getirdi. Kuyumcu, medyanın engelliler ile ilgili haberlerde acıma ve acındırmayı kullanmasının, engellilere sadece ötekileştirilmeyi getirdiğini belirtirken, yaptıkları “Anneler otizimi anlatıyor” etkinliğiyle doğru bir şekilde, içinde hiçbir acındırma unsuru olmadan bir bilinçlendirme çalışması yaptıklarını ama bunun hiçbir medya organı tarafından haberleştirilmediğini söyledi.
Eğitim hem aile hem de engelli birey için şart
Öncelikle ailenin eğitilmesinin, önemine değinen Kuyumcu, engelli bireyin de eğitim almasının sosyal hayata katılması için şart olduğunu belirtti. Ama mimari engeller yüzünden engelli bireyin ne sokağa çıkabildiğini, ne de okula gidebildiğini söyledi. Bu durum neticesinde engelli bireyin iş hayatına dahi dahil olamadığını ve hayattan soyutlandığını belirtti. Sivil toplum kuruluşlarının acımaya ve maddi çıkarlara dayalı kampanyaları ve tutumlarının da yanlış olduğunu ifade eden Kuyumcu, bu duruma örnek olarak 250 kilo mavi kapak toplama kampanyasını verdi ve eleştirdi. Kuyumcu ayrıca, sivil toplum kuruluşlarının belirli sınırlandırılmaya tabii tutulmasının gerekliliğine değindi. Programın bitimine doğru engellilerin oy kullanmasının ve mecliste temsil edilmesinin gereklilik olduğunu belirten Adem Kuyumcu, medyada engellilere yönelik yapılan yanlış haberlerin acıma ve ötekileştirmeden başka bir şey getirmediğine tekrar değinerek söyleşiyi sonlandırdı.
Haber: Esra Pelin Güregen
Fotoğraf : Münire Karabulut

About The Author

Number of Entries : 4923

Leave a Comment

Marmara Medya Merkezi; AA, İHA ve Reuters ile haber paylaşımı konusunda işbirliği içerisindedir. Yayınlanan haber ve görseller izinsiz kullanılamaz.

Scroll to top