Lisansüstü İletişim Kongresi Sosyal Medya Oturumu Düzenlendi

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından ikincisi düzenlenen Marmara Lisansüstü İletişim Öğrencileri Kongresi’nin 2.gününde 6.oturum yapıldı.

 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin medya ve iletişim çalışmaları üzerine lisansüstü çalışmalar yürüten öğrencileri bir araya getirip bilgi paylaşımları yapılmasını hedeflediği 7-8 Mayıs tarihlerinde yapılan II. Marmara Lisansüstü İletişim Kongresi’nin 6.oturumu yapıldı.

Oturum başkanlığını Arş. Gör. Serkan Bayrakçı’nın yaptığı 6.oturumun ilk konuşmacısı, “Simülasyon Kuramı Bağlamında Sosyal Medyaya Bakış” konusuyla Sude Kubilay oldu. Günümüzde artık her şeyin internet üzerinden yapıldığını ve internetsiz hayatın düşünülemeyecek bir hale gelmesinden bahsetti. Simülasyon kuramının batı uygarlığının simgesel anlamını, felsefi ve kültürel bağlamda bir model olması özelliğini yitirmesini bir temel dayanak olarak kabul ettigini söyledi. Bu sistem de yitirilen  bu kavramları saklamaya gayret gösteriyor, bu saklama gayretini de simülasyon evreni olarak adlandırıyor. Kubilay, simülasyon evreninin aslında bir görüntüler evreni olmasından bahsederek, izlemek ve simülasyonun farklı şeyler olduğuna değindi.

İkinci konuşmacı olan Ayşegül Kızılkaplan, “Sosyal Medyada Bağımlılık Türleri” konulu araştırmasına sosyal medya tanımı ile başladı. Sosyal medyanın ögelerini “Katılımcılık, Açıklık, Konuşma ( Diyalog) ,Topluluk, Bağlantılılık ” olarak sıraladı. Bireylerdeki sosyallik ihtiyacını Maslow’un ihtiyaçlar piramidi hiyerarşisi ile örneklendirdi. Bu kurama göre insan fizyolojik ihtiyaçlarını gerçekleştirdikten ve kendini güvende hissettikten sonra sevgi ve ait olma ihtiyacı hissediyor. Daha sonra saygı görmek ve insanlar tarafından onaylanmak gibi hislerle kendini gerçekleştirme çabası icerisine giriyor. Maslow’a göre bireylerdeki sosyal olma ihtiyacının bireyin doğasında olan bir durum olduğu da gündeme getirildi. Sosyal medyadaki bağlılığımız bağımlılığa dönüşüyor diye ekleyen Kızılkaplan, bağlılık ve bağımlılığın farklılıklarından şöyle bahsetti : “Sosyal bağlılık insanların toplumda kendilerinin tanınma içgüdüsüyle alakalıdır. Kendimizi oraya ne kadar ait hissedersek o şekilde sosyal bağlılık kenetlenir ve şekillenir. Sosyal bağımlılığa dönüşme sürecinde de, sosyal bağlılıktaki eksikliklerimizden dolayı farklı bir benlik yansıtarak sosyal medyada var oluyoruz ve bu da sosyal bir bağımlılığa dönüşüyor.”

Üçüncü konuşmacı olan Cansu Karagöz, “Sosyal Medyada Gerçek Zamanlı Pazarlama ”konulu araştırmasını anlattı. Karagöz, günümüz markaları ve gerçek zamanlı pazarlama hakkında şunları söyledi : “Günümüzdeki markalar ayakta kalabilmek ve daha geniş kitlelere ulaşabilmek adına yoğun pazarlama faaliyetlerini sürdürmektedir. Web teknolojilerinin gelişimi ile birlikte sosyal medya kanalları oluşmuştur ve markalar bu kanallara reklam vererek pazarlama alanlarını genişletmişlerdir. Dijital kanallar ile birlikte markaların hedef kitleleri değişmiştir. Gerçek zamanlı pazarlama iletişimi işleyiş olarak iki farklı öğeye ayrılabilmektedir. Bunlar ‘bilinen’ ve ‘bilinmeyen’ gerçek zamanlı pazarlama uygulamalarıdır. Gerçek zamanlı pazarlamada, bilinen konular için oluşturulan içerikler tahmin edilebilmekte ve içerikler bu kapsamda planlı şekilde oluşturulabilmektedir. Bilinmeyen gerçek zamanlı pazarlama içerikleri ise önceden tahmin edilemeyen olayları kapsamaktadır. Bu nedenle herhangi bir konunun trend haline gelmesi ile markaların hızlı bir şekilde davranıp içeriğini doğru kurguyla oluşturabilmesi gerekmektedir. Markaların oluşturdukları gerçek zamanlı içeriklerde en işlevsel rolü Twitter üstlenmekte ve bu içerikler için en uygun alt yapıyı sağlamaktadır. Markalar hem bilinen (planlı) hem de bilinmeyen (planlanmamış) olaylar üzerinden gerçek zamanlı içerikler üretip iletişim stratejilerini kurgulamaktadır. Bununla birlikte içeriklerin dikkat çeken, yaratıcı, esprili yapısıyla etki düzeyi yüksek olmaktadır”

 

Haber-Fotoğraf : İrem ŞENKAYA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir